4 Ocak 2014 Cumartesi
palyaço
ağladığını kimsenin görmediği, belkide görmek istemediği kişilik. sen ağla palyaço, sen ağlaki başkaları gönül rahatlığı ile gülebilsin. canın ne kadar yanarsa o kadar mutlu oluyor insanlar. sen ağla palyaço, sen hep ağla. gözyaşların hiç dinmesin emi? ilkyazında bir mevsimlik sevdanın, dolu vurunca en olmadık acılarla, palyaço sen ağla, sen ağla ki, mutlu olsun insanlar daima.
meyilli
içimde tahammüden intihara meyilli bir boşluk var. nereye elini uzatsan sapla samanın, toz duman karıştığı bir boşluk. içinizdeki tüm değerler alt üst. ne gitmek kıymetli ne de dönüp gelmek. imkanlar dahilinde ölmeye meyletmek. içindeki o boşluğu dolduramamak ve o boşluk dolmadığı sürece kendini tüketmek.
yalnızlık fiili bir durumla değil sanrılarla gerçekleşmekte. inançlarla falan alakalı değildir aslında bu, insanlara yitirilen güven gelir en başta. hep yolda yarım bırakılmanın getirdiği yorgunluk. kahrolmanın baş rol oynadığı bir film. sahnesini kurmuş ömrünüze nasıl tükendiğinizin resmini çizmekte.
bir isim veremeden içinizdeki imlasız, artık unutulmuş olan dile. bir şeyi çok istemek ulaşmayı sağlamıyor hepsi bu aslında. ulaşamadıkça kendinizden verdiğiniz fazla geliyor ve ruh haliniz her gün biraz daha yaklaşıyor intiharın aksak karanlığına.
ben hep aksine bir yol tutturup, aksine bir yoldan gittim. yol yoksa patika, o da yoksa keçi yolu hep bir yol daha var işte. her sabah güneş doğacak mutlak, ben olmasamda.
intahara meyilli bir ruh hali karamsarlığına kurban etmektir bir avuç bulutu.
yaşamayan bilmez bunu, anlamaz da. hayatınızın her noktasında değerli olan sadece anılarınız kalmıştır, onlar da çok uzaktır. aslında insanın istediği intihar falan değildir hani ya. sadece o sıkıntıları gömmek ve bırakmak tarihin karanık bir noktasına, bir daha dönüp bakmamak yüzüne bile. ölsem ve unutsam her şeyi. unutmak gerçeği bir o an gerçek çünkü. sadece o andan sonra gerçek.
yalnızlık fiili bir durumla değil sanrılarla gerçekleşmekte. inançlarla falan alakalı değildir aslında bu, insanlara yitirilen güven gelir en başta. hep yolda yarım bırakılmanın getirdiği yorgunluk. kahrolmanın baş rol oynadığı bir film. sahnesini kurmuş ömrünüze nasıl tükendiğinizin resmini çizmekte.
bir isim veremeden içinizdeki imlasız, artık unutulmuş olan dile. bir şeyi çok istemek ulaşmayı sağlamıyor hepsi bu aslında. ulaşamadıkça kendinizden verdiğiniz fazla geliyor ve ruh haliniz her gün biraz daha yaklaşıyor intiharın aksak karanlığına.
ben hep aksine bir yol tutturup, aksine bir yoldan gittim. yol yoksa patika, o da yoksa keçi yolu hep bir yol daha var işte. her sabah güneş doğacak mutlak, ben olmasamda.
intahara meyilli bir ruh hali karamsarlığına kurban etmektir bir avuç bulutu.
kalp eğrisi
başlangıcıdır bir yolun. en büyük hesaplaşmalara uğrar, döner yine başladığı yerde biter. mesafesi çok uzun olabilir, çok zaman da alabilir. maksat içe dönmektir asıl. becerip beceremediğiniz size kalmış.
şimdi ben bir uzun yolun divanesiyim ya. kendi evine yabancılaşan yolcuyum ya. bak ömrüm kadar kısa tüm vakitler bana. bir kalp atışı ve tükenir tüm afrodizyakların etkisi. kendini uyuşturmak için çabalamak hevesi. ölmeden varacağım yine kendime. kapanacak tüm perdeler sıkı sıkıya. sevişmelerin hepsi gayri resmi bir anayasa maddesi.
kalp eğrisi bir yolculuktur düşten gerçeğe. aşk her iklimde bir ilkbahar esintisi. yağmur dindi. şimdi bir güneşin gözleri önündeyiz. sevişmeyip de ne halt ederiz?
şimdi ben bir uzun yolun divanesiyim ya. kendi evine yabancılaşan yolcuyum ya. bak ömrüm kadar kısa tüm vakitler bana. bir kalp atışı ve tükenir tüm afrodizyakların etkisi. kendini uyuşturmak için çabalamak hevesi. ölmeden varacağım yine kendime. kapanacak tüm perdeler sıkı sıkıya. sevişmelerin hepsi gayri resmi bir anayasa maddesi.
kalp eğrisi bir yolculuktur düşten gerçeğe. aşk her iklimde bir ilkbahar esintisi. yağmur dindi. şimdi bir güneşin gözleri önündeyiz. sevişmeyip de ne halt ederiz?
izin
size aşık olmak istiyorum izin verir misiniz? diye bir soru ile başlar herşey. geldin ve kırdın tüm kapılarımı. kırdığın kapıların ardında dünyam vardı. sen elini kolunu sallayarak girdin hayatıma. girdin ve hiç izin istemedin. farkında değilsin biliyorum ama bu hayatı ele geçirdin. şimdi izin istiyorum senden, sana aşık olabilir miyim?
başka bir ben'e gidiyor yolum, giderken büyüyor sürekli. başka bir ben e giderken sen oluyorum sürekli. değişiyor, değiştikçe feda edecek birşey buluyorum her adımda. ben sana varınca, sen nerede olacaksın bilmiyorum ama ben kendimden çıktım yola yavaşta olsa geliyorum sana.
yıktığın duvarlarımın altında kaldım belki de, bu da onun can yanmasıdır aslında. bilmiyorum bunu şu anda. tek bildiğim bir soru aslında, size aşık olabilir miyim?
başka bir ben'e gidiyor yolum, giderken büyüyor sürekli. başka bir ben e giderken sen oluyorum sürekli. değişiyor, değiştikçe feda edecek birşey buluyorum her adımda. ben sana varınca, sen nerede olacaksın bilmiyorum ama ben kendimden çıktım yola yavaşta olsa geliyorum sana.
yıktığın duvarlarımın altında kaldım belki de, bu da onun can yanmasıdır aslında. bilmiyorum bunu şu anda. tek bildiğim bir soru aslında, size aşık olabilir miyim?
hayal durağı
İnsanın çıkacağı yoldaki ilk durağı. En uzun yolculuklar bile bir adımla başlar der bir Çin atasözü, o büyük yolculuğa bir hayalle başlar insan. Bir aşka, yeni bir umuda, hastalıktan kurtulmaya. Her şey bir hayalle başlıyor. İnsanoğlunun ulaştığı şu nokta da bu hayal durağından geçmiş olması yüzünden.
Benim hayal durağım hep durmaya meyilli, gitmiyor hiç bir yere. Aynı hayali bin defa kurduktan sonra, hala aynı durakta ve daha bir adım atamamış olmak, dokunuyor insana.
Herkesin hayalleri başka biliyoruz bunu da mevzu hayalleri hayat yapmak olunca, sanırım herkes yolda kalıyor. Hayat insana hep hayallerinden azını veriyor.
Hayal kırıklarından tespih yapmış, hayal durağından bir korkuluk ömrüm.
Benim hayal durağım hep durmaya meyilli, gitmiyor hiç bir yere. Aynı hayali bin defa kurduktan sonra, hala aynı durakta ve daha bir adım atamamış olmak, dokunuyor insana.
Herkesin hayalleri başka biliyoruz bunu da mevzu hayalleri hayat yapmak olunca, sanırım herkes yolda kalıyor. Hayat insana hep hayallerinden azını veriyor.
Hayal kırıklarından tespih yapmış, hayal durağından bir korkuluk ömrüm.
tanımsız
Elini kolunu sallayarak giren insanlar vardır hayatınıza, hep varmışçasına. Değişik bir alışkanlıkla beklersiniz gelip selam vermesini, söylenmesini, kızmasını. Canınız yandığında duysun istersiniz. Canınzın sıkkın olduğu bir gün söylemeden anlayabilmesini. Üstelik sizi herkes bu kadar rahat kızdıramaz, sinirlendiremez bilirsiniz. İnadını seversiniz ama yinede başka bir zaman başka bir yerde size verdiği öğütleri ara sıra kendi de tutsun istersiniz. Hep gülmek değildir dost olmak, bazen beraber aynı yöne küfrederken, bazen de birbirinizin canını yaka yaka konuşmayı gerektirir. Üstelik bu can yakmalardan sonra başka birine "yine tartıştık" diye söylenirken bulursunuz kendinizi. Sebep ne? Hiç!
Doğruları söylemek, üstelik herşeye rağmen söylemek cesaret ister. Cesaret ister karanlıkta yaşayanların yüzlerine ışık tutmak. Bunun için suçlanmayı göze almak. Bazen iyi dinlemek gerekir, bazen kırık bir iç çekiş, bazen meydanları inleten bir ses ile, sizin duymak istemediğiniz her şeyi söyleyebilendir dost olabilen.
Onuncu köyden seslendim. Hadi dedi onbirinciye gidelim.
Doğruları söylemek, üstelik herşeye rağmen söylemek cesaret ister. Cesaret ister karanlıkta yaşayanların yüzlerine ışık tutmak. Bunun için suçlanmayı göze almak. Bazen iyi dinlemek gerekir, bazen kırık bir iç çekiş, bazen meydanları inleten bir ses ile, sizin duymak istemediğiniz her şeyi söyleyebilendir dost olabilen.
Onuncu köyden seslendim. Hadi dedi onbirinciye gidelim.
Delisin.
Ey yar
Ey yar uçurumların kardeşi
Bir ömür biçiyorum kendime
Natülüs'ün eşsiz atlasından
Ama sığdıramıyorum ince gövdemi
Adına hayat dediğiniz hiç bir şeye
Ey yar yaz tarihini
Ama unut unutabildiğin kadarını
Unutamadıklarında gizli kalsın
Ki resmi tarih dediğimizde
Unutulanlarla gizler arasında
Ey yar tarihini kalemlerin yazamadığı
Sen söyle adını
Gece duymasın
Sonra eskir tüm şarkılar
Kitaplar hep kendini tekrarlar
Bir ömür biçiyorum kendime
Natülüs'ün eşsiz atlasından
Ama sığdıramıyorum ince gövdemi
Adına hayat dediğiniz hiç bir şeye
Ey yar yaz tarihini
Ama unut unutabildiğin kadarını
Unutamadıklarında gizli kalsın
Ki resmi tarih dediğimizde
Unutulanlarla gizler arasında
Ey yar tarihini kalemlerin yazamadığı
Sen söyle adını
Gece duymasın
Sonra eskir tüm şarkılar
Kitaplar hep kendini tekrarlar
Ey yar yazdan yeşil
Sonbahardan sarı bir tarih
Arası şiirlerle örülmüş bir bulmaca
Ben yapbozun parçalarını topluyorum
Biri sürekli savuruyor yokluğuna
Ey yar
Kalbimin saçlarını geceye savuran hasreti
Düşünmek suç listesinin başında
Bir de seni düşünmemek var
Gözlerinden kalan boşluğa tutunmak daha kolay
Sonbahardan sarı bir tarih
Arası şiirlerle örülmüş bir bulmaca
Ben yapbozun parçalarını topluyorum
Biri sürekli savuruyor yokluğuna
Ey yar
Kalbimin saçlarını geceye savuran hasreti
Düşünmek suç listesinin başında
Bir de seni düşünmemek var
Gözlerinden kalan boşluğa tutunmak daha kolay
omuz
bir omuz temin etmeli acil tarafından. gücünüz kuvvetiniz tükenince dayanacak, yaslanacak bir omuz. temin edilince, dur şimdi ağlamak halet i ruhiyesine kavuşmadık daha. acılarımızın orta yerine gelip oturacaksın, unutturacaksın bir yalnız adem olduğumuzu.
bir omuz temin edilmeli acil tarafından. bugün beni çok üzdüler dediğinde o unutmak zorunda kendi sancılarını. o an sadece bana güç vermek olmalı tüm işi, gücü. sonra sıra ona geçmeli.
ama yeri gelince kafana kafana da vurmalı hatalarını. yani demem o ki. aslında her insanın yeri geldiğinde yaslanıp kalacağı bir omuz olmalı.
geldin mi? şimdi anlat bakalım dertlerini.
bir omuz temin edilmeli acil tarafından. bugün beni çok üzdüler dediğinde o unutmak zorunda kendi sancılarını. o an sadece bana güç vermek olmalı tüm işi, gücü. sonra sıra ona geçmeli.
ama yeri gelince kafana kafana da vurmalı hatalarını. yani demem o ki. aslında her insanın yeri geldiğinde yaslanıp kalacağı bir omuz olmalı.
geldin mi? şimdi anlat bakalım dertlerini.
3 Ocak 2014 Cuma
kalp
Tamiri imkansız varlık. Hep emanet verilir birilerine ve doğru kişiyi bulana kadar o emanetçinin elinde dolanır ki geriye kırıkları parça tesirli bir yalnızlıktır kala kaldığın. Sonunda bir gün biri çıkar ve toparlar parçalarını. Sen bir arada tutmak için çabalarsın sürekli o güne kadar.
Acılarım oradan çok mu belli oluyor? Olsun! İnfilağım yeni yetme hala. Parçalarını yara bandıyla tutturdum kalbimin yürüyorum.
Acılarım oradan çok mu belli oluyor? Olsun! İnfilağım yeni yetme hala. Parçalarını yara bandıyla tutturdum kalbimin yürüyorum.
avuç
Hayattan alabildiğimizin tam karşılığı sanırım, ne alabilirsek en fazla dolu dolu bir avuç. Hepsi o. Ama biraz dengesizlik var bu işte. Senin avucunla benim avucum aynı oranda almıyor ki. Senin payına düşenle benim payıma düşenler aynı değil yani. Kimi insana o bile çok gelir: ister misin? der, sana birazını sana emanet eder ki sır demiştik ona da. Yada paylaşmak derdinde olanlar vardır, kendine az gelse bile avucundakiler, parça parça aktarır insanlara elindekileri. En güzeli sevdiğiniz insanlarla paylaşılanlarıdır bu avucunuzda kalanların. hiç azalmasın isterler avcunuzdaki hayat, eksildikçe tamamlama telaşında.
Bir de yalnızlar vardır. onların aynası bile avuç içi kadardır.
sır
Susman gereken yer burası. Belki de unutman gereken. Herşeyi söyle ve unut sonra. Acını pay mı ettin yoksa kendinden mi verdin? Aramızda sus kadar büyük boşluklar. Düz yol deneyimimiz bu bizim, düşe kalka koşma telaşının es verdiği bir gizem.
hadi sus şimdi susabildiğin kadarını. acıların boğulup kalsın. adını sus, andını sus, gece olsun karanlığı sus. kitaplar bahsetsin hiç utanmadan, gizlisi saklısı kalmadı desin, aldırma sen onlara. sen kendini sus.
Sır mı? Sana bir sır vereyim, aç kulağını, o onlarla beraber kırlardan, tam da dediği gibi şairin elbette kırlardan gelecekler. Sonra susacaklar seni.
hadi sus şimdi susabildiğin kadarını. acıların boğulup kalsın. adını sus, andını sus, gece olsun karanlığı sus. kitaplar bahsetsin hiç utanmadan, gizlisi saklısı kalmadı desin, aldırma sen onlara. sen kendini sus.
Sır mı? Sana bir sır vereyim, aç kulağını, o onlarla beraber kırlardan, tam da dediği gibi şairin elbette kırlardan gelecekler. Sonra susacaklar seni.
talep
Aşk hayata bağlanma noktamsa, sen bu hayat bağlarımdan biriysen ve ben hayata ne kadar tutunmaya çabalasam kapına gelip duruyorsam senden talep edeceğim elbet bunu.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)