ali kemal: Hiçe Giderken Sana Denk Gelince Yazıları - 3

19 Aralık 2014 Cuma

Hiçe Giderken Sana Denk Gelince Yazıları - 3


Tüm sorular sorulmuş, alınmış boyun ölçüsü. Geberene kadar dinlenilmiş bir deli kuş. Kederli bir asfalt ezilmiş ayaklar altında. Çok gece geçilmiş bir başına. Sorulacak sorular kalmış yine de. Bir şeye benzemez de bu hayat, sonuna kadar sen kal yanında yine de.

Tüm sessizliği silmişti bir sazın bam teli. Emanet edip gün görmemiş acıları o yalnız ağaca, düştüm saçlarının dalgalarına. Bir gri göğü pay ettik bir göçebe kuşla. Yağmur kaldı bana yüzümün bin yıllık yatağında. Dur daha, zor değil baş etmek acılarla. Daha düşülecek gözlerinden, öpülecek dudağının kıvrımından.


Biliyorum, sen hayallerin olmadan yaşayamazsın. Gitmekse bu, kalırsan çürür tüm rüyalar. Biliyorum hayalleri tam etmeden huzura ermeyecek içinde çırpınan gökkuşağı. Harap olacak tutkuyla sarıldığın uzak. Sen hayallerin olmadan yaşayamazsın. Biliyorum. Ben senin olmadığın yerde. Bilmiyorsun.

Eski bir sözlükten, eski kelimeler ile çıktım yola. Yaralarım yalnızlığın armağanı. Elimde kendimi öldürmeye meyletmiş bir gecenin ötesi.Düşlerin bitiyor burada, yola gözlerinle devam edeceğiz. Sırtımıza vurup heybesini en eski ahdin, adımızı yeni doğmuş bir gökadaya bağışlayacağız. Zülfün dökülsün yüzüne. En ağır havalar geçsin kırılmış sunaktan. En ağırı bu hayatın. Yavaşlatılmış, ağır çekim bir hasret. Seni özlemek böyle de güzel.

Deliler ve bilgeler aynı tastan içtiğinden beri suyu değişmedi hiç bir şey aslında. Aynı gökyüzünü taşır ay, aynı denizi sürükler peşinden bir damla su. Bir parça toprak seni görmek için uzanınca parmak uçlarında dağ oldu adı. Bir bulut öpmeye düşünce dudaklarına okyanus dedik adına. Şuradan şuraya kadar yeryüzü işte. Altı üstü bu. Biraz sen dokunmuşsun, biraz o sana. Biraz yakışmışsın yüreğime, biraz işgal etmişsin her şeyi hepsi o.

Olta attım hayallerine.Bekledim o hep aradığım kelime gelsin diye. Umut geldi, mavi geldi, suyu tuttum, yağmur yağdı. Baştan başa sevdalı bir kıta geldi. Bir şiirin tutup kulağından bir kedi geldi. Bir evliyanın bin yıllık bekleyişi geldi. Bir erik geldi, yeşil, sütlü. Bir kitap geldi daha kapağı açılmamış, sövüp sayılmamış. Olta attım hayallerine. Bir uzun yol geldi. Bir dolu özlemek, bir sürü ahlar, uykusuz geceler geldi. Gelmedi hep beklenen o kelime, Beceriksizliğime değil oltaya kızdım.

Camdan, çok renkli bir heykelin söktüm kalbini. Dividimde isli bir karanlık. Buraya kadar dedim bir duvarın direnmesi tarihe ve de herşeye. yıkıldı üstüne zamanın, uzun bir hiçin ardından. Cam göbeği bir yürek, çok renkli heykelden emanet. Ne yaparsak yapalım, geriye kalankırık bir bakış, biraz mavi. Sana emanet gözlerin, ben gibi bak onlara.

Aklımdan geçiyorsun, Eski bir şarkı gibi. Hicaz peşrev, belki de tam nihavent longa. Güzel, sakin.

Dolunayın ortasından geçip giden bir gece yarısı kadar olağan. Sayfanın ortasından sökülüp alınmış romanın kahramanı. Yönü yaralı, kabulü imkansız normallikler bunlar. Kelime düşer, imla kırıkları alınır alçıya. Paylaşılması çok sevilen cümleler bulmak lazım şimdi. Alıntılar yaptıkça değerlenen. Ortasından ışık akan olağan öğleden sonrası gibi. Tedarikliyim seni sevmeye. Hokkasında karanlıkta demlenmiş zehri zakkum bir tutam duman. Yedeğimde derlenmiş, hep bu günü beklemiş, bir şiirin tüm halleri. Bir kulenin en azılı halinden kaçan rapunzel. Tüm hikayeleri geçtik, öldürdük tüm canavarları. Mavi dokunmuş tenine, mızrabı itinasız bir sazın bozdum akordnu hepten. Ortasından masmavi tüm olağanlığınla geçtiğin hayat bu. Sana tüm ezberi bozulmuş.

Dökülmüş yaprakların tanrısıyım. Ezilen çimenin, kuruyan çiçeğin. Fırtınalı denizdeki tüm deli dalgaların. Seksek oynayan sesi geçiyor bir çocuğun. Bir türkünün bale papuçları.Gecenin Çıplak ayakları basarak kalbime ilerliyor mavi sesiyle. Benim çaresiz kalışım da bu işte. Hükmüm yok hiçbiri üstüne. Bir kuru çiçeği, gelincik olmaz hiç bir vakit, sundum ellerine. Hüküm bu. Ben ezilmiş çimenleri iyilikle anarım, sen yüzümde açık bir kitabı okşarsın.

Kuşanıp gecenin kanatlarını düşsem yollarına. Sokulup Yastığının yamacına, sevsem yastıkta bıraktığı izi. Bir kurdun dişlemesi gibi geceyi, en güzel yerinden ortak olsam rüyalarına.

Gitmek kadar olağan aslında bir yanlıştan dönüp gelmek. Her hata kendini ufalar sonunda. Elde kalan kuşlara yem olmuş tuhaf kelime seçimleri sadece. Dünyanın tepesindeyiz. Düşelim buradan, üstelik ıskalayalım yeryüzünü. ,aşk denen o sıkıntılı halimize ekmek banalım olmazsa. Racon keselim, dudak uçuklatalım. Biraz düşeriz sonra yeniden. Alfabesini öğrenelim mesela serçelerin. süvari olup kargaların üstüne çullanalım.Gözlerin mi kapalı çıktı? yoksa bakmadın mı hayat geçerken tüm gümbürtüsüyle. Hayal bu oysa, oynadık oyunumuzu. bana bir uzak düştü, sana yüreğim.

Tutuklu bir mavi bu. Bırak biraz delibozuk kalsın ezberine düşen kelimeler. Teninden üç damla, tüm insanca hallerimiz. Pay sahibi, arızalı bir dünya dönüşünden. Gün dolayı bir deniz bu kadar gelişimsiz. Kadın gözlerinde bir şey var sanki. Ormanların çılgına çevirdiği bir deli kuş. mavisi çivit bir avuç gökyüzü. eğeri çarpık bir küheylan işliyor hiçliği. Dudakların diyorum senin mi yoksa emanet mi? öpsem en güzel yerinden mavisi bulaşsa yüreğime


2 yorum :

Anonim dedi ki...

Bende mavi,küçükcük,deli ve kırgın bir Sine'm olarak öleceğim..Bana yazilmayan en uzun mektup bu : ) Hiçe giderken, boşa gitmemissiniz.Hoşcakaliniz..

Unknown dedi ki...


You really make it seem so easy with your presentation but I find this matter to be really something which I think I would never understand. It seems too complicated and extremely broad for me. I am looking forward for your next post, I will try to get the hang of it! yahoo email login