ali kemal: bunaltı

20 Nisan 2014 Pazar

bunaltı

yürümek şimdi. başıboş bir sarı yaprağı nereye sürüklerse rüzgar peşi sıra. yürümek kırların şehirleri kucakladığı sınırda. bir deli çizğinin tüm renklerinde. adım batsın denizin en derin yerinde. içinde, üstünde büyüyüversin mercanlar. resif olsam. mercanlar kaplasa yüz görümlüğü bir gecemi. düşsem düşlerimden yere sonra. uyansam yere santimler kala (hep öyle olur ya, var olsun evrimin genlerime işlediği iz). bir deniz yıldızından beni ayıranın genlerimin sayısı ile yerlerinin farkı olması ne saçma. 


savrulmak rastalanmış saçların arasında özgürlüğe mi kendime bilediğim hükmüme mi bilemedim. oysa tek renk siyah, tek renk beyazın yanında bir gri de var elbet. bazen sadece susup ne bir adım ileri ne bir adım geri gidebildiğin bir yer. çok istesen bile bir adım ileri atamadığın bir yer. ağzını açsan bozulacak gibidir tüm büyü. çirkin cadı kesecek atacak rapunzelin saçlarını. bir iş makinası yıkmaya başlayacak uzak, çok uzaktaki bir masal ülkesini. geriye saçmalarının, umutlarının yıkımına bir sızı. ince, tuhaf, solğun. 

ince bir derviş dilek dilemede yine. çuldan çaputtan, yarım yamalak yanan bir mumdan medet ummakta. iletişim çabaları çaresiz kalıyor burada. ne giden ne gelen bir ses. çaresizlik değil yine de bu. umudun evrimi galiba birazda. kendi sesiyle boğulacağına insanın tüm notalarının sessizli çalması gibi aslında. sükutu yüksek kademelerde bir iç çekiş. 

oysa iki gözüm, ciğerimin köşesi, aklımdaki kurt, içimdeki çığlık, dilimdeki sessiz harfler, sesli harflerin albenisi (yok ki daha güzel bir sevginin ifadesi) demek de var elbet. var biliyorum. duyuyorum sesini izini, yolunu yordamını. işgali paramparça bir toprak bütünlüğü içimdeki. direnişi temkinli bir sokak savaşı. neye kime o bile belli değil. herşey flu. her siyah beyaz bir fotoğrafın negatifi gibi. maksat ağlamak değil aslında, toza bulacağım bahaneyi. maksat yazmak değil aslında, fikrim bulandı.

Hiç yorum yok :